Events

KIZ KARDEŞLİK KÖPRÜLERİYLE HAYATLARIMIZI YENİDEN KURUYORUZ!

Dünyanın her yerinden sevgili kız kardeşlerimiz,

Muhtemelen bildiğiniz üzere, 6 Şubat günü Türkiye’nin güneydoğu kısmı art arda iki depremle sarsıldı. Bu bölgede depremler uzun zamandır bekleniyordu, bir dizi bilim insanı hükümeti ve belediyeleri uyarıyor, gerekli önlemleri almaları için yıllardır çağrı yapıyorlardı. Hiçbiri yapılmadı. Sonuç sosyal bir felakete dönüştü.

En az 11 kent doğrudan etkilendi. Depremin üzerinden iki hafta geçtiği şu günlerde resmi açıklanan ölü sayısı 40 bini geçti, yaralı sayısı ise çoktan yüz bini geçmiş durumdaydı. Ne yazık ki, gerçek sayıları bilmenin neredeyse imkânsız olduğunu söylemek zorundayız, çünkü Türk hükümeti hayatta kalanların olma ihtimaline bakmaksızın inşaat makineleriyle enkaz kaldırmaya başladı bile.

İlk günden itibaren Türkiye’de halkın neler yaşadığına dair sizleri de bilgilendirmek isteriz:

    • Hükümet ilk 48 saat boyunca hiçbir gücünü harekete geçirmedi. Buna afet bölgesine en yakın tedarik kaynakları olan askeri arama kurtarma ekipleri ve ekipmanı, çadırlar, gıda ve su tedariği de dahildir. Bu hayat kurtaracak kaynaklar ile depremzedeler arasındaki tek şey hükümetin yurttaşları lehine verebileceği bir karardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayat kurtarılacak olan bu altın saatlerde bu kararı vermeyi tercih etmedi.
    • İç İşleri Bakanlığı’na bağlı AFAD en az 13 milyon insanın yaşadığı tahmin edilen sahaya yetersiz sayıda ekipman ve araçla sadece birkaç bin eğitimli arama kurtarma ekibi yollandı. Depremden sağ kurtulanlar da dondurucu soğuğa terk edildiler, bazı hayatlar hipotermi yüzünden kaybedildi.
    • Toprağı kazmanın ve altında yaşam alanları açmanın doğal bilgisine sahip olan madenciler derhal sahaya nakledilmediği gibi gönüllü olarak harekete geçenler de hükümet tarafından bir süre yollarda tutuldu. Bu gecikme pek çok hayata mal oldu.
    • Ülkenin depremden etkilenmeyen kısımlarında halk bölgeye yardım malzemeleri göndermek üzere derhal seferber oldu. Ancak ilk günlerde bunların bir kısmına el koydu. Yardım kamyonlarının durdurulduğu, belediye isimlerinin çıkartılıp bunların yerine valilik/kaymakamlık isimlerinin konduğu cep telefonu kameraları tarafından belgelendi.
    • Üzülerek söylemeliyiz ki Türk hükümetinin afet yönetimi insan merkezli değil, kâr güdülü. “Güvenliği sağlamak” bahanesiyle OHAL ilan eden Cumhurbaşkanı yetkisini borsayı askıya almak için kullanmadı, hem etkilenen bölgelerde hem de diğer yerlerde insanlar afetle başa çıkmak için muazzam bir gayret içindeyken büyük şirketlerin deprem üzerinden vurgun yapmasına izin verdi. Geçici de olsa özel şirketlerin inşaat makinelerini can kurtarmak üzere sevk etmek için de hiçbir adım atmadı. Depremzedelerin bankalara olan borcunu silmek yerine sadece 6 ay ötelemeyi tercih etti. Sevdiklerinin enkazdan kurtarılması için kurtarma ekiplerine yardım çığlığı atan insanlar, ekiplerin bankaların ATM’lerini kurtarmasına tanık olmak zorunda kaldı.

Sevgili kız kardeşlerimiz, Türk hükümetinin olağan zamanlardaki kadın düşmanı politikalarının böylesi bir felaket durumunda da değişmediğini duymak sizler için şaşırtıcı olmayacaktır. Hatta daha da kötüleşti. Tek adam yönetimi tarafından güçlendirilen ataerkil roller bu sefer doğrudan kadınların canına tehdit oluşturdu.

  • Pek çok kadın ikinci depreme gıda ve mutfak araç gereciyle özellikle çocukları için kıyafet almak için girdikleri birinci depremde hasar gören evlerine girdiklerinde yakalandı. Acil devlet yardımının olmayışı onların canlarına mal oldu.
  • Enkaz altında ya da yıkılmış binaların yanında kendi başına doğum yapmak zorunda kadınlar oldu. Arama kurtarma ekiplerinin gecikmesi yüzünden pek çoğunu kaybettik. Bu sorun hala aciliyetini koruyor çünkü etkilenen bölgede UNFPA’in verilerine göre 214 bin 325 hamile yaşıyor ve bunların 23 bin 814’ü bir ay içinde doğum yapması bekleniyor. Hükümet hala pratik bir adım atmış değil.
  • Etkilenen bölgelerde hayatta kalan kadınların en acil ihtiyaçlarından biri hijyenik ped, tampon, iç çamaşırı ve kadın bedeninin özel ihtiyaçlarıydı. Bu maddeler hükümet listelerinde yer bulamadı, hala da bulamıyor. Kadın örgütleri hızla bunları toplayıp bölgeye göndermek için seferber oldu.
  • Tuvalet ihtiyacı hayat memat meselesi. Kadınlar tuvalete gitmek zorunda kalmamak için yiyip içmemeyi tercih ediyor. Günde bir kere, o da tercihen gecenin karanlığında tuvalete gitmek için bedenlerinin sınırlarını zorluyorlar -ki bu da tersten cinsel ya da başka türlü saldırılara karşı açık olmaya sebebiyet veriyor.
  • AFAD’ın deprem sonrası çalışmalara “kadın oldukları için” katılmalarına izin vermediği ya da “aile olmadıkları için” çadır vermediği şeklinde olaylar rapor etmek zorunda kaldık.
  • Ne yazık ki afet sonrası ortamlarda cinsiyet temelli şiddet vakalarının arttığı bilinir. Neredeyse iki hafta oldu ancak bölgede kadınların bu ihlal durumlarında başvurabileceği hiçbir yer yok.
  • Depremden etkilenen bölge aynı zamanda çok sayıda mülteci ve göçmen kadına ev sahipliği yapıyor, özellikle Suriye’den gelenlere. Devlet güçleri onların varlıklarını ve ihtiyaçlarını kelimenin tam anlamıyla görmezden gelerek onları tamamen kaderlerine terk etmiş durumda. Bazı yetkililerin çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bir grup göçmeni zorla nereye gittiğini hala bilmediğimiz bir otobüse bindirdiği görüntülendi. Suriyeli kadınların enkaz altındayken Arapça konuşurlarsa kurtarılmayacaklarını var saydıkları için ses çıkarmadıklarına dair duyumlar aldık. Irkçı ve göçmen karşıtı provokasyonlara maruz kalıyorlar. Bu nedenle göçmen ve yerli kadınlar arasındaki dayanışmayı da güçlendirmeye çabalıyoruz.
  • Bir diğer kritik sorun ise çocuklar hakkında. Ebeveynleri ya da yasal vasileri olmayan pek çok çocuk var. Bazılarının dini cemaatlere verildiği rapor edilmiş durumda. Buna ek olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı okul öncesi yaşında (4-6) çocuklar için tuvaletlerin, kreşlerin ya da oyun alanlarının olmadığı yerde, çadırlarda Kuran kursları açtı. Bu travmatize edici uygulamaya karşı bir muhalefet örgütlemeye çalışıyoruz.

Sevgili kız kardeşlerimiz şimdi uluslararası kadın dayanışmasını güçlendirme zamanı!

Ekmek ve Gül, ülkede içinde kadın örgütleri ve yerel gruplarıyla hızla bir koordinasyon oluşturdu. Tek Adam Yönetimi gönderdiğimiz yardımlara el koyarak dayanışmamızı bölgeden uzak tutmaya çalışadursun, biz de “Kız kardeşlik köprüsüyle yaşamı yeniden kuruyoruz” sloganı altında bir kampanya başlattık. Bir yandan sahadaki ihtiyaçları isabetle tespit etmek, gerekli desteği örgütlemek ve bunların kız kardeşlerimize ulaştığından emin olmak için elimizden geleni yapıyor, öte yandan tüm bu hak ihlallerini rapor ediyor/haberleştiriyor, devlet mercilerinin görevini yapması için baskı oluşturuyor, hükümetin cinsiyetçi tutumunun erişebildiğimiz her yerde bilinmesini sağlıyoruz.

Dünyanın her yerindeki kız kardeşlerimizi bu dayanışmaya destek olmaya çağırıyoruz!

Ekmek ve Gül

Home covid19

TOPLUMLARI DESTEKLEMEK İÇİN BURADAYIZ

Ağırlıklı olarak Türk, Kürt, Kıbrıs Türk, Alevi topluluklarının üyelerine hizmet veren bir toplum kuruluşu olarak, Bu istisnai zamanlarda hizmet kullanıcılarımızı, üyelerimizi, gönüllülerimizi ve çalışanlarımızı desteklemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Web sitemiz, sosyal medya ve e-haberler aracılığıyla önemli bilgileri ve yönlendirmeleri paylaşmaya devam edeceğiz.

Detaylar